2026 Model Portföy Güncellemesi
2025 yılında faiz indirimlerinin başlayacağı döngüde piyasa beklentileri olumluydu ve ana hareketin başlayacağı noktada beklenmedik siyasi risk belirdi. Risk artışı izi birkaç ay geriye atarken, piyasada oluşan belirsizlik ortamı algılamaları bozdu. Aslında 2025 Aralık’ta başlayan ve 12000 seviyesi üzerine çıkan hareketi biz muhtemelen 2025 yılı içinde genele yayılan bir şekilde görebilirdik. Kursa yaşanana oynaklığı kontrol altına alabilmek için rezervlerdeki erimeyi erine koymak uzun bir zaman aldı. Merkez Bankası politika faizini %42,5’tan %46’ya çıkartmak zorunda kaldı. Böylelikle 2025 yılında gevşemeye başlayacağımız bir süreçte tekrar sıkılaşmak zorunda kaldık. Rezerv kontrolü, CDS gerilemesi ve yabancı çıkışları Gelişmekte Olan Ülke Piyasalarının güçlendiği bir dönemde bize zaman kaybettirdi diyebiliriz. Bununla birlikte Nisan ayında Trump’ın tarife kararlarını açıklamasıyla küresel ölçekte riskten kaçış eğilimi güçlenirken, volatilite belirgin şekilde arttı.
Mart ayında başlamasını beklendiğimiz faiz indirim döngüsü temmuz ayında başladı. Gerileyen enflasyon alan yaratırken, azalan siyasi tansiyonla birlikte piyasalarda sınırlı bir toparlanma eğilimi gözlendi. Ancak yılın devamında iç siyasi gündemin canlılığını koruması ve dezenflasyon sürecinin beklenenden daha düzensiz ilerlemesi, yatırımcıların temkinli duruşunu sürdürmesine neden oldu.
Ana tema Dezenflasyon ve faiz indirimi… 2026 yılındaki ana temamız yıllık bazda gerileyen enflasyon görünümünün sürmesi ve faiz indirimlerinin devam etmesidir. Dezenflasyon eğiliminin yıla başladığımız %38 politika faizinin yıl sonuna doğru %30 seviyesine doğru gerilemesine olanak sağlayacağı görüşündeyiz. Enflasyondaki ılımlı gerilemenin %25 seviyesine doğru sürmesi ve Merkez Bankasına alan açacağını düşünüyoruz. Reel pozitif faiz korunarak devam ettiğimiz bu süreçte dezenflasyon sürecinin yılın ikinci yarısından sonra hız kazabileceğini düşünüyoruz. 2025 yılını siyasi risklerden arındırdığımızda piyasanın enflasyon görünümü takibi ve Merkez Bankası patikasıyla hareket etme isteği içinde olduğu dönem dikkate alındığında 2026 yılı 2025 yılında piyasa performansı açısından daha elverişli bir yıl olabilir. Dolayısıyla normalleşen makroekonomik görünüm zayıf performansın geride kalmasını destekleyebilir.
Yurt içi siyasi faktörler hala risk olmaya devam ediyor… 2025 yılında yaşanan siyasi gelişmeler, piyasa açısından belirgin bir şok etkisi yarattı. Yıl genelinde algılamaların bozulduğu bir dönem yaşandı. Süregelen gelişmeler zaman içinde yeni bir şoktan ziyade, haber akışına bağlı geçici baskılamalar şeklinde fiyatlandı. Bu süreçte piyasanın, siyasi haber akışına ve haber etkisinin boyutunu ölçmeye yönelik bir tür bağışıklık kazandığını söylemek mümkün. Buna karşın, 2026 yılında da siyasi risklerin tamamen ortadan kalkmasını beklemiyoruz. Zaman zaman gündeme gelebilecek siyasi gelişmeler, piyasalarda risk algısını yeniden ön plana çıkarabilir. Özellikle Yılın geneline yayılan ve süreklilik arz eden bir risk artışı, piyasa açısından önemli bir risk faktörü olabilir. Diğer yandan, erken seçim olasılığının düşük olduğu varsayımıyla, 2026 yılını bu açıdan görece daha sakin geçebileceğimizi değerlendiriyoruz. Ancak seçim döngüsüne bağlı olarak, seçim öncesi döneme yaklaşılırken politika tarafında teşvik edici ve gevşeme yönlü eğilimlerin artması ihtimali, yıl boyunca devam etmesini beklediğimiz dezenflasyon sürecinde dönemsel dalgalanmalara neden olabilir.
Yurt dışı risklerin sabit kaldığı bir ortam bizi destekleyebilir… 2026 yılı yeni fırsatlar barındırdığı gibi risklere de alan açan bir yıl olabilir. Almanya’nın açıkladığı teşvik ve altyapı paketinin, Avrupa ekonomisinde toparlanmayı desteklemesi Türkiye açısından olumlu bir unsur olarak değerlendirilebilir. Özellikle sanayi, altyapı ve yeşil dönüşüm yatırımlarına yönelik harcamaların artması, Almanya ile ticari ilişkileri güçlü olan Türk şirketleri için ek talep yaratma potansiyeli taşıyor. 2026 yılı için küresel döviz piyasalarında ABD dolarının zayıfladığı, Euro’nun ise görece daha güçlü seyrettiği bir görünüm öne çıkıyor. Bu görünümü risk unsurları tersine çevirmezse, gelişen piyasalar açısından genel olarak destekleyici bir zemin sunabilir. ABD dolarındaki zayıflama, küresel risk iştahını artırırken, finansman koşullarını da daha rahat hale getirebiliyor. Euro’nun güçlü seyri ise özellikle Avrupa ile ticaret yapan Türk ihracatçılar için olumlu bir tablo oluşturuyor. Avrupa pazarına satış yapan şirketler hem rekabetçilik hem de kur çevrimi etkisi sayesinde bu ortamdan daha fazla fayda sağlayabilir. Buna karşın Trump’ın Grönland üzerinden Avrupa’ya gümrük tarife tehdidinde bulunması bizim açısından ihracat kanalında risk olabilir.
Ayrıca, oyun kurucu Merkez Bankalarının faiz indirim döngüleri Gelişmekte olan Piyasalara sermaye akışı açısından yardımcı olabilir. Bu yıl Fed’in en az iki faiz indirmesini ve Avrupa Merkez Bankasının faizi sabit tutmasını bekliyoruz. ECB daha erken ve sürekli faiz indirim döngüsüne girdiğinden bu yıl frene basacaktır.
Yatırım tercihleri arasında hisse ağırlığı artabilir… Son dönemde hisse senedi yatırımcısının dalgalı bir süreçten geçtiğini ve tabiri caizse borsaya küstüğü bir dönem yaşandığını gördük. Yüksek faiz ortamında para piyasası fonları ve mevduat, sundukları cazip getirilerle TL bazlı yatırım tercihlerinde öne çıktı. Aynı zamanda, altın fiyatlarındaki güçlü yükseliş ve konut fiyatlarındaki seyrin belirsizliği, yatırımcıların risk alma iştahını sınırlayan unsurlar oldu. 2025 yılı, hisse senedi yatırımcısı açısından zor bir yıl oldu. Alternatif yatırım araçlarının sunduğu yüksek ve görece risksiz getiriler, hisse senetlerinin yukarı yönlü potansiyelini sınırladı. Ancak 2026 yılına girerken bu dengede kademeli bir değişim bekliyoruz. Para piyasası ve mevduat tarafında getirilerin, faiz indirim süreciyle birlikte önceki yıla kıyasla daha ılımlı seviyelere gerilemesi muhtemel görünüyor. Bu durum, hisse senedi tutmanın fırsat maliyetini azaltarak yatırım tercihleri içinde hisse ağırlığının yeniden artmasına zemin hazırlayabilir. Özellikle kısa vadede yüksek getiri beklentisiyle TL araçlarına yönelen yatırımcıların, 2026 yılında daha seçici biçimde hisse senetlerine yönelmesi mümkün olabilir. Borsa endeksi yıla hızlı başladı. Bu hız bir yerde daha dengeli bir eğilimle değiş tokuş yapabilir. 2026 yılında yatırım tercihlerinde hisse senetlerinin yeniden daha fazla gündeme gelmesini bekliyoruz.
Özetle 2026 yılını Borsa endeksi daha olumlu geçirmeye aday gibi görünüyor. Değerlemeler cazip olurken, piyasayı destekleyecek dezenflasyon sürecinin ve faiz indirimlerinin sürmesini bekliyoruz. Bununla birlikte risk iştahının izin verdiği ortamda EM’ler için 2026 yılı da güçlü geçebilir. Bu ortamda yurt içi ve yurt dışı risk unsurları önemli olacak. Yukarıdaki tüm varsayımlarla birlikte rapor tarihi endeks seviyesi üzerinden 12 aylık Borsa endeksi hedefimiz 16.500 seviyesinde bulunuyor.

Raporun tamamı için tıklayın.
Kaynak: İntegral Yatırım 2026 Strateji Bülteni